Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir

Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir
4 Haziran 2016 tarihinde eklendi, 409 kez okundu.

Osteoporoz, genellikle 50 yaşından sonraki kadınların çoğunda ve erkeklerin bir kısmında görülen,kemik dokudaki mineral yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak,kemikteki sertleşmenin azalmasıyla kemik kayıplarına yol açan, bir iskelet sistemi hastalığıdır.Kadınlarda bu oran,%40 iken,erkeklerde % 13 olarak saptanmıştır.Halk arasında kemik erimesi olarak bilinmektedir.

Günümüzde pek sık rastlanılan osteoporoz, kişinin yaşam standardını olumsuz etkilemektedir.Neredeyse elli yaş üzerinde her üç kadından birinde,her beş erkekten birinde osteoporoza rastlanılmaktadır. Osteoporozun artmasının sebebi ise,yaşam koşullarının giderek iyileşmesi ve bir çok hastalığın tedavisinin bulunmasıyla birlikte günümüz yaşlı nüfusundaki artıştır.Osteoporoz en çok omurgada,kalça kemikleri ve bileklerde görülmektedir ve vücuttaki bütün kemikler osteoporozdan etkilenmektedir.Osteoporoz günümüzde ölüm sıralamasında ilk sıralarda yer almaktadır.

İnsan vücudunda 30 yaşına kadar kemik dokudaki yenilenme ve iyileşme faaliyetleri devam eder.30 yaşında bu durum sekteye uğramaktadır.Menopozda ise kemik harabiyetleri hızla artış gösterir.Bu dönemde hafif bir düşmeyle bile kemik kayıpları görülebilmektedir.Genel olarak omurgayı etkileyen osteoporoz,omurlardaki kırıklar sonucu ileriki yaşlarda boyda kısalmaya sebebiyet vermektedir.

Osteoporoz (Kemik Erimesi) Belirtileri Nelerdir ?

Osteoporozda en önemli belirti kemik kırıklarıdır.Kalça kırığına bağlı kemik kayıplarında,bir yıl içerisinde kişi ölebilmekte ya da sakat kalabilmektedir.Omurga kırıklarında; boyda kısalma,kamburluk,kamburluğa bağlı gö ğüs ve karındaki organların zedelenmesi,duruş bozuklukları ve hepsinin sonucunda psikolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Kemik kırıkları %45-50 oranında omurgada,%20-25 oranında kalça kemiklerinde,% 15 bilekler ve diğer kemiklerde rastlanılmaktadır.

Osteoporozda geçirilmiş kırıklar riskler arasındadır.Yeniden kırık oluşumunu tetikler.Yaş en önemli risk nedenidir.Genetik yatkınlığın çok büyük rolü vardır.Kadınlarda ve beyaz kökenli olanlarda daha sık görülmektedir. Kafeinli içecekler ve alkolün sık tüketimi ve birtakım ilaçların kullanılması(tiroid ilaçları,kortikosteroid ilaçlar,heparin,antiepileptik ilaçlar)osteoporozu tetiklemektedir.Kadınlarda özellikle menopozal dönemde ortaya çıkan östrojen eksiklikleri,erken menopoz dönemi ya da ameliyatla erken menopoz dönemine girmiş olmak,karaciğer,böbrek ve tiroid hastalıkları osteoporozu tetikleyen unsurlardandır.

Tedavide ise en önemlisi,erken dönem tedbirleridir.Bebeğin anne karnında kalsiyum ve D vitamini ihtiyacı karşılanmalı ve doğumdan sonrasında da devam edilmelidir.Çocukları fiziksel aktivite ve dengeli beslenmeye yönlendirmek,güneşle bol temas etmeleri,kalsiyumdan ve D vitamininden zengin beslenmeyle geleceğe önemli bir adım atılabilir.İlerleyen yaşlarda ise tempolu yürüyüşler,egzersiz ve dengeli beslenmeyle,menopozal dönemde hormon takviyeleri,kalsiyum ve D vitamininden zengin diyetle, stronsiyum elementleri ve biofosfonatlarla, kalsitonin,parathormon ve alternatif yöntemlerle tedavi olunabilir.Özellikle 45-50 yaşlarındaki menopoz dönemindeki kadınlara kemik yoğunluğu testi yapılmalıdır.Kemiğin kalitesi osteoporozda büyük önem taşımaktadır.Bu nedenle yılda veya iki yılda bir kemik ölçümü yapılması gerekmektedir.Bunun kararına uzman doktor,ilk kemik ölçümünden sonra karar verecektir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git